Kayıtlar

SAVAŞ VE ÖLDÜRME VASITALARINA GENEL BAKIŞ

​ Dini kaynaklara göre insanlık tarihi Hz.Adem ile başlar. Evrimciler ise insanoğlu maymunun milyarlarca yıl evrimleşerek günümüzdeki halini aldığını idda ederler. Her ne şekilde insan oğlu var olmuş olursa olsun içindeki öldürme arzusu da bir o kadar eskidir. Bilinen ilk öldürme duygusunu Kabil tattı. Kıskandığı kardeşi Habil’i başını taşla ezerek öldürdü. Bütün semavi dinlerin kitabında bu cinayet, ilk insan katli olarak gösterilirken, bizim açımızdan da savaşın başlangıcı kabul edilebilir.   İlk cinayet tabiatta bulunan bir kaya parçasıyla işlendi. Daha sonra insanoğlu yaratıcılık kabiliyetini, hükmetme ve ele geçirme yani açgözlülüğünü bastırmak için kullanarak silahlar ürettiler. Ağaç dallarına keskin taş parçaları bağlayarak veya sopaların ucunu keskinleştirerek uzak mesafelere insan gücüyle fırlatacakları mızrakları icat ettiler. Biraz daha ileri giderek ok ve yaylar yaptılar. Gelişen zaman içinde hiçbir canlıda bulunmayan akıllarını kılıç ve kalkan icat etmek için kullandıl...

KÜRT EDEBİYATININ GİZLİ KALEMİ MALEYE BATE

Resim
​ KÜRT EDEBİYATI ÜZERİNE   Kürtçe ile yaratılmış sözlü ve yazılı edebi eserleri kapsayan çalışmalara Kürt Edebiyatı diyebiliriz. İslam öncesi kürt edebiyatı incelendiğinde yazalı kaynaklara rastlanılamaz. Kürt anlatılarının büyük çoğunluğu sözlü olarak kulaktan kulağa yayılmış ve günümüze kadar ulaşmıştır. Büyük oranda orijinalliğini korumuş ve günümüze kadar ulaşmış kürt edebiyatı eserlerinin en kahraman zümresi dengbej’lerdir. Bu zenginlik, dilden dile, kulaktan kulağa günümüze kadar Dengbej adı verilen kürt ozanlar sayesinde ulaşmıştır.               Kürt yazınsal hayatı incelendiğinde kürt edebiyatının bir kilometre taşı olarak adlandıracağımız Meleyê Batê, hakkı inkar edilemez bir alim, şair ve düşünürdür. Kürt Edebiyatının önemli şair ve yazarlarından olup, günümüze kadar ulaşmış en eski şiir ve yazınsal edebi eseri kaleme almış kişidir. Din alimi olan Meleyê Batê, aynı zamanda Kürtçe Mevlid’i de Kürt Edebiyatın...

GELMEYECEKSİN (ŞİİR)

  GELMEYECEKSİN Yağmur taneleri vururken cama, İçimde yankı bulur sesin. Hasretin kalbimi yakar, Özlemin hayallerimi yıkar, Biliyorum gelmeyeceksin. Kaç gün, ay, yıl geçti gidişinin üzerinden? Biliyorum yazmayacaksın.  Hasretin yüreğimi dağlar kor alev gibi , Anlıyorum gelmeyeceksin. Benim için sadece yaz, sonbahar ve kış’sın. Biliyorum, asla baharım olmayacaksın. Sadece düşümde silik bir rüyasın. Beklemem nafile , Biliyorum gelmeyeceksin. Artık gelmeni istemem, Yalnızlığımın vehminde buldum seni . Beni özlemeyeceksin, anlıyorum. Aşkımızın anahtarını kaybettin , Biliyorum bir daha gelmeyeceksin. KENAN KEMAL

ZULÜM

Resim
            Zulüm’e bir baş kaldırı hikayesidir. Yaşamın zor koşullar altında akıp gittiği bir coğrafyanın, öksüz çocuklarının yaşadığı bozkırda, bir var oluş ve yok oluş mücadelesi olup, bu hikaye zulmün tahammül sınırlarını zorladığı bir noktada, kılıç ve kalkan altında sürdürülen yaşamların konu alındığı destansı mücadelenin hikayesidir. Cefa’ya çanak tutan Gâvur Rüstem ve onun gibilerine karşı direnen mahsunların ayakta durma mücadelesidir.  ZULÜM zalime başkaldırı romanıdır. Dionysosyayingroup tarafından çok yakında siz okuyucularımın beğenisine sunulacaktır. Zevkle okumanızı dilerim. Kenan Kemal

BOZKIRIN OĞULLARI

Resim
  BOZKIRIN OĞULLARI İmgenin Çocukları Yayınevi bünyesinde siz okurlarımın beğenisine sunulmuştur. Zevkle okumanızı dilerim.  BOZKIRIN OĞULLARI‘na ulaşmak için https://www.shopier.com/ShowProductNew/products.php?id=11082908
Resim
  Yeni kitabım “BOZKIRIN OĞULLARI” İmgenin Çocukları Yayınevi’nin bünyesinde, çok yakında siz okuyucularımızın beğenisine sunulacaktır.

KOÇERLER VE YÖRÜKLER

              Göçebe yaşam tarzını benimsemiş ve mevsimlik olarak coğrafya değiştirerek yaşamlarını sürdüren insanlar topluluğuna göçebe denir. Göçebeliğe Kürt halkı “Göçmek” kelimesinin karşıtı olan “Göçer” kelimesi zamana bağlı olarak “Koçer” olarak anılır olmuştur. Koçerlerin, büyük çoğunluğu, Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesinde aşiret toplulukları tarafından, yayla ve göçebe hayatını hali hazırda icra ederler. Köklü gelenek ve kültür birikimine sahip aşiret toplulukları, yüz yıllardır Koçer’lik yaparak bu kültürü hala devam ettirmektedirler. Gelişen zamanın ihtiyaçları göz önüne alındığında, eğitim ve öğretimin de önemi büyük oranda anlaşıldığından, artık eskisi gibi Koçer yaşamı, çok büyük topluluklarla icra edilmez iken, kentsel yaşama yönelmekle, küçülmüş hayvan ve insan mevcuduyla, bu yaşam tarzı hala devam ettirilmektedir.    Türk halkı ise göçebe yaşam tarzına “Yörük” adını vermişlerdir. Yörük tabiri da...